Bel fıtığı, omurgayı oluşturan omurlar arasındaki kıkırdak disklerin yer değiştirerek hemen arka tarafında yer alan omurilik ve sinir köklerine doğru dışarı taşması ve sinir köklerine baskı yapmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Tıbbi olarak servikal disk hernisi olarak bilinen bu durum, genellikle boyun ağrısı, kola yayılan ağrı ve ellerde uyuşma gibi belirtilerle kendini gösterir. Uygun tedavi yöntemleriyle hastaların büyük bir kısmında şikayetler kontrol altına alınabilir.
Boyun Fıtığı Nedir?
Omurlar arasında yer alan diskler, hareket sırasında omurgaya esneklik ve destek sağlayan, omurga üzerindeki yükün dengeli şekilde dağılmasını ve aktarılmasını sağlayan yapılardır. Bu disklerin iç kısmında jel kıvamında bir madde (nükleus pulposus), dış kısmında ise sert bir kılıf (anulus fibrozus) bulunur. Dış tabaka zayıfladığında veya yırtıldığında iç kısım dışarı taşabilir. Bu taşan kısım, sinir köklerine baskı yaparak ağrıya ve bazı nörolojik belirtilere neden olur.
Boyun fıtığı en sık C5-6 ve C6-7 seviyelerinde görülür. Uzun süre bilgisayar başında çalışma, yanlış duruş, ani hareketler, travmalar veya yaşa bağlı disk dejenerasyonu gibi nedeniyle ortaya çıkabilir. Çoğu hastada belirli bir neden saptanmaz.
Boyun Fıtığı Belirtileri
Boyun fıtığı belirtileri, fıtığın yeri ve sinir basısının derecesine göre değişebilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:
- Boyun, omuz veya kürek kemiği bölgesinde ağrı
- Kola yayılan ağrı veya karıncalanma
- Ellerde uyuşma, yanma hissi veya güçsüzlük
- Baş hareketlerinde kısıtlılık
- Baş ağrısı veya baş dönmesi
- Uzun süre aynı pozisyonda kalmakla artan ağrı
Ağrı genellikle tek taraflıdır ve zamanla kollara kadar yayılabilir.
Boyun Fıtığı Tanısı Nasıl Konur?
Tanı süreci hastanın öyküsü ve detaylı nörolojik muayenesi ile başlar. Muayenede kas gücü, duyu hissi ve refleksler değerlendirilir. Kesin tanı için manyetik rezonans görüntüleme (MR) en uygun yöntemdir. MR, bu disklerin durumunu, sinir basısını ve olası ek sorunları gösterir.
Kalp pili, bazı eski metalik implantlar gibi bazı durumlarda MR çekilememektedir. Bu hastalarda bilgisayarlı tomografi (BT) kullanılabilir.
Yine elektromiyografi (EMG) testleri de sinirlerin ve omuriliğin fonksiyoınlarını değerlendirmek için ek bilgi sağlar.
Boyun Fıtığı Tedavi Yöntemleri
Boyun fıtığı tedavisi, hastalığın evresine ve semptomların şiddetine göre planlanır.
İlaç tedavisi, fizik tedavi gibi yöntemler konservatif tedaviler olarak nitelendirilir ve erken evre boyun fıtıklarında ilk seçenek olarak düşünülür.
İlaç tedavisi, fizik tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleri çoğu hastada etkili sonuçlar verir. Ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve sinir basısını azaltmaya yönelik egzersiz programları uygulanabilir.
Duruş bozukluklarının düzeltilmesi, düzenli egzersiz yapılması ve uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılması tedavi sürecinde önemlidir.
Cerrahi müdahale ise şikayetlerde düzelme olmaması, şikayetlerin giderek artması ve/veya ileri derecede omurilik ve sinir basısının ciddi olduğu durumlarda gerekli olmaktadır.
En sık uygulanan cerrahi yöntem, mikrodiskektomi ameliyatıdır. Bu yöntemde fıtıklaşan parça ve ve kıkırdak diskin tümü çıkarılarak omurilik ve sinir kökü basısı ortadan kaldırılır. Kırkırdak dokunun fonksiyonlarını sağlamak üzere uygun hastalarda yapay bir disk olan servikal disk protezi yerleştirilir. Bazı hastalarda ise proteze ihtiyaç duyulmaz ve yalnızca oluşan yükseklik kaybını gidermek amacı ile peek kafes adı verilen materyaller ile omurganın anatomik dizilimi yeniden sağlanır.
Boyun Fıtığı Ameliyatı Sonrası ve Takip Süreci
Ameliyat sonrası dönemde hastalar kısa sürede ayağa kalkabilir. Çoğu zaman hastalar aynı gün veya ertesi gün hastaneden taburcu edilir ve oldukça kısa sürelerde günlük yaşamlarına dönebilirler.
Düzenli fizik tedavi ve doğru duruş alışkanlıkları, tekrar fıtık oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Uzun süre telefon ve bilgisayar kullanımında boyun pozisyonuna dikkat edilmesi önemlidir.
Boyun Fıtığı için Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Boyun ve kol bölgesinde uzun süredir devam eden ağrı, uyuşma veya güç kaybı varsa bir beyin ve sinir cerrahına başvurulmalıdır. Erken tanı, sinir hasarının kalıcı hale gelmesini önlemekte büyük rol oynar.