Glioma, beyindeki sinir hücrelerine destek sağlayan glial hücrelerden köken alan tümörlerin genel adıdır. Ancak bu tek bir hastalık değildir; davranışı, ilerleyişi ve tedaviye yanıtı birbirinden oldukça farklı birçok tümör tipini kapsayan geniş bir gruptur. Bu sayfada, WHO Grade 2 ve Grade 3 düzeyindeki yayılımcı (diffüz) gliomlar ele alınmaktadır: IDH-mutant astrositomlar ile IDH-mutant ve 1p/19q kodelesyonu taşıyan oligodendrogliomlar. Bu tümörler genellikle 20-40 yaş arası genç erişkinlerde görülür. Glioblastom (IDH-vahşi tip, Grade 4) ve pilositik astrositom (Grade 1) ise bu grubun dışında kalan, kendine özgü davranışları olan farklı tümörlerdir.
Bu tümörler çevre beyin dokusuna keskin bir sınır oluşturmadan, çoğunlukla beyaz cevher yolları boyunca yayılır. Bu yayılımcı doğa, görüntülemede tümör tamamen temiz görünse bile mikroskobik düzeyde hücrelerin kalabilmesi nedeniyle kesin bir kür sağlamayı güçleştirir. 2021 WHO sınıflamasıyla birlikte tanı artık yalnızca mikroskop altındaki görünüme değil, tümörün moleküler özelliklerine de dayanmaktadır; birbirine benzeyen iki tümör, genetik profilleri nedeniyle tamamen farklı bir klinik seyir gösterebilir.
Grade 3 tümörler daha agresif davranır ve klinik açıdan glioblastomaya daha yakın bir gidişat sergileyebilir. Ancak günümüzde yalnızca derece değil, moleküler bulgular da prognoz ve tedavi planlamasında en az derece kadar belirleyicidir.
Diffüz gliomlarda en sık görülen ilk bulgu genellikle nöbettir; çünkü bu tümörler çoğu zaman kortekse yakın bölgelerde ortaya çıkar. Diğer belirtiler tümörün yerleşimine göre değişir.
Tanıda ilk adım kontrastlı MR'dır. Tümörün yapısını ve fonksiyonel alanlarla ilişkisini daha iyi anlamak için MR spektroskopisi, perfüzyon görüntüleme, DTI traktografi ve tümör konuşma ya da motor alanlara yakınsa fonksiyonel MR gibi ileri teknikler kullanılabilir.
Kesin tanı için mutlaka doku gerekir. Ameliyatla elde edilen dokunun patolojik ve moleküler incelemesi tanıyı netleştirir.
Diffüz gliomlarda tedavinin ilk basamağı cerrahidir. Amaç, fonksiyonel alanlara zarar vermeden mümkün olan en geniş güvenli rezeksiyonu yapmaktır. Bunun için nöronavigasyon, intraoperatif ultrason ve sürekli nöromonitörizasyon kullanılır. Tümör konuşma veya motor alanlara yakınsa, ameliyat sırasında uyanık kraniyotomi ve kortikal/subkortikal haritalama ile fonksiyonlar gerçek zamanlı olarak korunur.
Uygun hastalarda, görüntüde görünen sınırın biraz ötesine geçilerek yapılan supratotal rezeksiyonun nüksü azalttığı ve kötü huylu dönüşümü geciktirdiği gösterilmiştir.
Bazı durumlarda görüntüleme bulguları tümörü düşündürür ancak kesin tanı koydurmaz ya da tümör çok derinde, güvenli rezeksiyon için riskli bir bölgede olabilir. Bu gibi senaryolarda stereotaktik biyopsi ile doku örneği alınır. Biyopsi tedavi edici bir işlem değildir; ancak tanıyı netleştirerek sonraki adımları belirler.
Ameliyattan sonra izlenecek yol, patoloji ve moleküler sonuçlara göre belirlenir ve nöroşirürji, nöro-onkoloji ve radyasyon onkolojisinin birlikte değerlendirdiği multidisipliner bir toplantıda kararlaştırılır.
Bu tümörler zaman içinde daha yüksek dereceye dönüşebileceği için, ameliyat sonrası hasta kendini iyi hissetse bile ömür boyu düzenli MR takibi zorunludur.
Gliomada kararın nasıl verildiğini ve tipik bir tedavi sürecinin nasıl işlediğini inceleyin.
MR ve gerektiğinde spektroskopi, perfüzyon ve DTI traktografi ile tümörün yapısı ve fonksiyonel alanlarla ilişkisi belirlenir.
Tümörün konuşma, motor veya diğer fonksiyonel alanlara yakınlığı cerrahi planlamayı belirler. Detayları görmek için bir profile dokunun.
Bu tümörler zaman içinde derece yükseltebileceği için düzenli MR takibi hiçbir zaman kesilmez.
Gerekli görüntülemeler (fonksiyonel MR, DTI), laboratuvarlar, anestezi değerlendirmesi ve cerrahi planlama yapılır.
Maksimal güvenli rezeksiyon gerçekleştirilir. Tümör eloquent alana yakınsa uyanık kraniyotomi uygulanır. Aynı gece erken kontrol MR çekilir. Büyük tümörlerde veya belirgin beyin ödemi varsa bir gece yoğun bakımda izlem gerekebilir.
Nörolojik muayene, ağrı kontrolü ve mobilizasyon.
Nörolojik durumu stabil olan hastalar taburcu edilir.
Patoloji genellikle bir hafta içinde çıkar; moleküler sonuçlar birkaç hafta sürebilir. Multidisipliner ekip nihai tedavi planını belirler.
Düzenli aralıklarla MR çekilerek tümörün davranışı izlenir.
Tipik, komplikasyonsuz bir vaka için gösterilmiştir. Kişiye göre tedavi süreci değişebilir.