Boyun fıtığı bel fıtığıyla karıştırıldığında hastalar ya gereksiz yere ameliyat oluyor ya da gerçekten gerektiği halde geç kalıyor. Bu yazıyı, boyun fıtığında doğru zamanlamayı anlamanız için yazdım.
Boyun fıtığı, hastaların büyük kısmının aklında bel fıtığıyla aynı kategoride yer alıyor. Ama aslında seyri, riskleri ve tedavi mantığı belirgin şekilde farklı. İkisi de fıtık deyip geçmek, birisi hakkında duyulan bilgileri diğerine otomatik şekilde yansıtmak açıkçası pek de doğru bir yaklaşım değil. Bu yazıda, boyun fıtığının bel fıtığından nasıl ayrıldığını ve ameliyat kararını nasıl verdiğimi anlatıyorum.
Tipik Seyir: Bel Fıtığının Tersine
Bel fıtığında sık görülen senaryo, bel ağrısının bir süre sonra gerilemesi ve yerini bacağa vuran ağrıya bırakmasıdır. Boyun fıtığında durum farklı işliyor: boyun ağrısı zamanla artıyor, sonrasında kola yayılan ağrı buna ekleniyor. Bu farkı bilmek önemli, çünkü hastalar genelde artan boyun ağrısını “kas gerginliği” sanıp geç başvuruyor. Sinsi bir ilerleyiş hastaların ameliyat açısından değerlendirilmesini geciktirebiliyor.
Bel fıtığının kendine özgü seyri ve tedavi mantığı hakkında bu yazımda daha ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir? İki Farklı Tablo
Boyun fıtığı, boyun ağrısının ötesine geçtiğinde iki farklı şekilde belirti verebilir: radikülopati ve miyelopati.
Radikülopati: Sinir Kökü Basısı
Radikülopati sinir kökünün basısı sonucu kolda ağrı, uyuşma, güçsüzlük ile kendini gösterir. Burada sinir kökünün bizzat kendisi bası altında iken, omurilik basısı yoktur.
Miyelopati: Omurilik Basısı (Ciddi Tablo)
Miyelopati ise omuriliğin kendisinin basısı sonucu ortaya çıkan, çok daha ciddi bir tablo. Bu, bel fıtığında neredeyse hiç görülmeyen bir risktir çünkü omurilik bel fıtığının sık geliştiği seviyelere kadar devam etmez (bel tarafındaki karşılığı kauda equina sendromudur, ama o çok daha hızlı, saatler içinde gelişen acil bir durumdur).
Miyelopati genelde sinsi ve yavaş ilerler, hastalar bunu fark etmeyebilir ya da “yaşlanıyorum” diye normalleştirebilir. Halbuki ortada ilerleyici bir omurilik basısı vardır ve zamanında yapılacak bir ameliyat tüm sorunları ortadan kaldırabilir, omurilik hasarının ilerlemesinin önüne geçer.
Dikkat edilmesi gereken belirtiler:
- Düğme iliklemekte, yazı yazmakta zorlanma. Yani ince motor hareketlerde beceriksizlik
- Elden eşya düşürme
- Geniş tabanlı, dengesiz yürüyüş
Bu belirtiler varsa, ağrı şiddetli olmasa bile cerrahi değerlendirme eşiği düşer. Çünkü miyelopati ilerlerse kalıcı hasar riski taşır. Bir eşik atlandığında, artık ameliyat yapılsa bile artık hasta düzelmeyebilir.
Önemli bir netlik: Cerrahi kararı esas olarak kol ağrısı/güçsüzlüğü (radikülopati) veya miyelopati için verilir. Sadece boyun ağrısı, tek başına bir ameliyat endikasyonu değildir.
Yumuşak Disk – Sert Disk: Tedavi Kararını Ne Belirler?
- Yumuşak (taze, sıvı içerikli) disk fıtıkları zamanla kendiliğinden gerileyebilir. Fıtıklaşan disk dokusu zamanla küçülebilir. Bu hastalarda konservatif tedavi (fizik tedavi, ilaç, zaman) yeterli olabilir.
- Sert (kalsifiye) disk fıtıkları ise kendiliğinden gerilemez, aksine zamanla ilerleyici bir seyir izler. Bu hastalarda cerrahi ihtimali daha yüksektir.
Burada yumuşak boyun fıtıkları için bir parantez açmak istiyorum. Bu hastalarda tabi ki kuvvet kaybı olup olmaması, varsa kuvvet kaybının derecesi çok önemlidir. Yumuşak fıtıklar küçülebilir dediğimizde bu birkaç ayı bulan bir süreç olacaktır. İleri derecede kuvvet kaybı olan bir hastada, birkaç ay boyunca sinir kökünün bası altında kalmasına izin vermek de kendi risklerini taşır. Aylar içinde fıtık küçülebilir, ama kuvvet kaybı kalıcı hale gelebilir.
Ben açıkçası buna izin vermek istemem ve ameliyat yapmayı daha doğru bulurum. Takip seçeneği hastalar için tabi ki daha cazip, ama ya en sonunda kuvvet kaybı düzelmezse. Beklemeyi öneren yaklaşımlar görüyorum ve hastalarımdan duyuyorum. Ama en sonunda düzelmeyen bir biceps kuvveti için hiçbir çözüm yolu sunmuyorlar. Ben açıkça iki yolu da anlatıyorum, beklemenin de riskleri olduğunu her hastama detaylıca anlatıyorum.
Anterior Yaklaşım Neden Bu Kadar Başarılı?
Boyun fıtığı ameliyatlarında en sık kullanılan yöntem, önden (anterior) girilerek yapılan diskektomidir. Bu yaklaşımın bel ameliyatlarına göre birkaç önemli avantajı var.
Nitekim bu yöntem, güncel bir sistematik derlemenin de belirttiği gibi, 1958’de tanımlanmasından bu yana konservatif tedaviye yanıt vermeyen boyun fıtıklarının standart tedavisi haline gelmiş ve tekrarlanabilir sonuçları sayesinde 60 yılı aşkın süredir altın standart olarak kabul ediliyor.
- Disk tamamen çıkarılıyor. Bel fıtığında olduğu gibi kısmi çıkarım değil, diskin tümü alınıyor. Bu, aynı seviyede nüks riskini ortadan kaldırıyor. Gerçekten de artık 22 yılı bulan beyin cerrahisi kariyerimde aynı seviyeden tekrar eden bir boyun fıtığı görmedim. Gerçekten çok başarılı bir cerrahi.
- Disk yüksekliğinin geri kazanılması. Bel fıtığı cerrahisinde bu bir hedef değildir, ama boyunda disk mesafesinin doğru yükseklikte yeniden oluşturulması, hem foramenin (sinir kökü çıkış deliği) genişlemesine hem de omurganın mekanik dengesine katkı sağlıyor. Bu sayede sinir kökü basısının ortadan kaldırılması için ek bir fayda da sağlanmış oluyor.
- Servikal lordozun (doğal boyun eğrisinin) yeniden kazanılması. Aslında bu boyun düzleşmesi denilirken kastedilen durum. Düzleşmiş ya da ters dönmüş (kifoz) boyun postürü dejenerasyonu hızlandırır; doğru yükseklikte greft/cage seçimiyle bu eğri düzeltilebiliyor. Hem dejenerasyon baskısı azalıyor hem de boyun ağrıları için fayda sağlanıyor.
Cage mi, Disk Protezi mi?
Diskin çıkarılmasının ardından o boşluğa ya sabit bir cage (Türkçe kafes, füzyon amaçlı) ya da hareketi koruyan bir disk protezi (artroplasti) yerleştiriliyor:
- Cage + füzyon, segmenti tamamen sabitliyor. İki omur tek omur gibi oluyor. Güvenilir ama o seviyenin hareketini ortadan kaldırıyor. Tabi burada şunu iyi anlamak gerekir. Tek bir mesafede uygulanacak füzyon, hastanın hissedebileceği bir fark yaratmaz. Boyun hareketlerin kısıtlanacak mı diye soruyor bazen hastalarım. Açıkçası burada bir kısıtlanmadan bahsetmek pek de mümkün değil.
- Disk protezi, fizyolojik hareketi ve yük aktarımını korumayı hedefliyor. Ama her hastaya uygun değil, ileri düzey faset eklem artrozu veya instabilite varsa protez tercih edilmiyor.
Genç, tek seviye tutulumu olan ve disk yüksekliği korunmuş hastalarda protezi daha sık düşünüyorum. İleri düzeyde dejenerasyonu olan hastalarda füzyon genelde daha güvenli ve pratik bir seçim oluyor.
Burada hastalar disk protezini çok soruyorlar. Elbette ben de her hastada kullanmak isterim. Ama önemli olan doğru hastada kullanmak. Bu tartışma, hastaların çok dahil olması gerekmeyen bir konu. Bu konuda tecrübeli bir beyin cerrahının kararına uymak daha doğru.
Çok Seviyeli Ameliyatlarda Komşu Segment Riski
Birden fazla seviyede füzyon yapıldığında, üstteki ve alttaki sağlam segmentlere binen mekanik yük artıyor. Bu da zamanla komşu segment hastalığı riskini yükseltiyor. Bazı vakalarda, bu yükü dengelemek için bir seviyede füzyon, komşu seviyede protez uygulayan hibrit yaklaşımı tercih edilebilir.
Gerçekçi Bir Not: Riskler
Anterior yaklaşımın kendine özgü, genelde geçici bir riski var: ameliyat bölgesine yakın seyreden ses teli siniri (rekürren laringeal sinir) nedeniyle bazı hastalarda geçici ses kısıklığı veya yutma güçlüğü görülebiliyor. Kalıcı hasar oldukça nadir, ama bu riski hastalarımla ameliyat öncesi açıkça konuşuyorum. Ben kendi pratiğimde açıkçası hiç rekürren laringeal sinir hasarı görmedim. Sadece benim hastalarımda değil, Hacettepe ve Marmara kariyerim boyunca beraber çalıştığım meslektaşlarımın hocalarımın hastalarında da görmedim. Bu, anterior yaklaşımın doğru teknikle uygulandığında ne kadar güvenli olduğunu gösteriyor.
Füzyon uygulanan hastalarda greftin kaynamaması (psödoartroz) riski de var. Özellikle sigara kullanımı bu riski belirgin şekilde artırıyor, bu yüzden sigara bırakmayı önemsiyorum.
Burada belirtmem gerekir ki, füzyon olmasın hareketi koruyalım diye disk protezi koyduğumuz hastalarda da bazen füzyon olur. Protez olsa bile o segment zamanla kemikleşir. Beyin cerrahisi biraz böyledir. Ne kadar uğraşsan da sinir sisteminin kendine has huyları vardır.
İyileşme Süreci
Anterior servikal cerrahi sonrası iyileşme, bel ameliyatlarına kıyasla bile genelde şaşırtıcı derecede hızlıdır. Hastalarımın çoğunu ameliyat günü yürütürüm. Ertesi gün de taburcu olurlar. Genellikle 1-2 hafta içinde günlük hayatlarına, çoğu zaman işlerine dönerler.
Sonuç
Boyun fıtığı, bel fıtığından farklı bir mantıkla değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Hem seyri hem taşıdığı riskler hem de cerrahi yaklaşımın hedefleri açısından. Doğru tanı ve doğru zamanlama, hem gereksiz ameliyattan kaçınmayı hem de miyelopati gibi ciddi bir tabloyu geç fark etmemeyi sağlıyor.
Boyun fıtığında doğru zamanlama hayat kalitesini belirler. Miyelopatiyi geç fark etmek, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. Ama doğru hastada yapılan anterior cerrahi, hem ağrıyı hem sinir basısını tamamen ortadan kaldırabilir. Boyun fıtığında doğru tedavi, doğru zamanda alınan doğru karardır.
Şikayetleriniz varsa ve elinizde güncel bir MR görüntünüz varsa, buradan gönderebilirsiniz — bu, değerlendirme sürecini büyük ölçüde hızlandırıyor.
Sorularınız için iletişime geçebilirsiniz.
💬 WhatsApp: +90 531 460 7738
📧 mustafa.sakar@memorial.com.tr
📍 Memorial Göztepe Hospital, Ataşehir / Istanbul